Ordular sefere çıkmaya hazırlanıyordu. Erzak ve askerler, techizat ve ordunun ihtiyaç malzemeleri geçilecek güzergahta tek tek çıkıyordu yollarına. Gittikçe büyüyordu bütün öncül ve ardıllarıyla bir...
Bir kule dibi kadar yalnızım şehre nâzır aşkı kaybettiğim yerde arıyorum ve bir tepe yolun kıyısına dizilmiş bankları yalnızlığı beklerken küçüldükçe büzüşüyor sokak arası parkları...
Olmayacak şeyler yaptım üşüttüm kendimi Barışanlar ve güçsüzleri yıldırdım Hayretteyim biraz, Kin dolu kazanlar kaynattım, kaleden aşağı, yakmak için bekleyen davetsiz misafirleri Fırtına savuracaktı,...
Hırsı söndüremediğim bir yıl geçmişti herkes kuşandı nefretlerini kuruşlar beni yorar ayrıntılar seni gizler yaprağın özünde üzüm kendini suya boğdu, kana karıştı caddeler eylemcilerle doldu...
dar ya da geniş bir dünyada herkesin derinliği kendi kuyusu kadardı çok kimse buldu çıkardı, çözdü, gönlünü koydu ortaya, şaşırdı hayata karşı dururken, tepti kendini, acı çekti, acılarını süzdü...
Şairin hayatını verdiği bir etkinlik olması şiiri “heves” etmenin ötesine taşır. Gençlik yıllarında şiir yazan birçok kişi, kendini şiire sevk eden duygu ortamı ortadan kalkınca...
Her şey bitmişti şehir adına karabatakları süren olmadı tarlalardan önce kediler gittiler kız bir şey demedi, dokunmadı annesinin göz emeği el işi şalına Yol gözlemek nedir bilir misin meşelikler...
Yollar iyidir çocuklar bile bardaklar dolusu bir keder vardı selvi boylu bir dilber uzak iklimlerden salınmaya gelir bütün zerzevatıyla bâd-ı saba taksimleri getirir gök ve yıldızlar şahittir ay ve alabildiğine uzay boşluğu kavgalı bir semaya, sevdaya bir de savurun beni kasıp kavruldum kasımpatılar baharda...
Kağıtlarla uçacaksın halılar serilmemiş bir şehri gölgenle ikiye biç karpuz ve domates sergilerini kan bürüsün pazarcı esnafları kadar çürümüş ol sarmadan içemeyecek kadar çoktur baca dumanları ve kir henüz göğü tutmadan bir vakit...
Ağaç ve çocuk buluştuklarında katışıksız bir hayal olurlar su yürür dallarına hayatın gülünesi sevgiler tüter yeşilliklerden çocuk ayrılmaz ellerinden dalların tutar doğayı kaynayan nedir mektuplar dökülür çocukta bir ağaç yeşerir yer çekimine ve yer...
Yalnızlığı yanına alma gelirken tek başına kalsın o da korksun çocuklar için için bitirin öz suyunu çubuklarla hain bir kakaolu süt diye bırakmayın geride Yaşam kaynağı, umut çorbası köşe başlarını bekledim kimse çıkmadı kuytularım git şarabı bitmiş adamlara kan yerine bir sıcak Yitik hesaplarla bana gelme acının kıvranışı kadarsın o içinde ve dışında...
Yırtıcı melek, kar uykusu kar yağmuru, yıpranmış hırçınlığım en bilinmez, beğenmesiz, beklemeden gir düşlerime tümleçleri boş ver Yırtılan yağmurlara sorma çağ başladı bir kez film bitmeyecek kavgalar kavgası işte koptu savrulan...
Ve deli sevda beni başka söyletir doyumsuz söyletir yel gibi eser tatlı başı-boş söyletir ağzım bozuk söyletir benliğimi unuturum sen yanıma varınca saçılmış gülüşlere esirdir sözlerim dağılmış Kıyısında mıydım yakan yakamozların güneşin kıyısında...